AB’nin 150 avro altı e-ticaret gönderilerine getirdiği 3 avroluk vergi başladı. Türkiye’den AB’ye yapılan gönderiler ise belirli gümrük ve belge şartlarının yerine getirilmesi halinde bu uygulamadan muaf tutulacak.
Avrupa Birliği’nin 150 avroya kadar olan düşük değerli e-ticaret gönderilerine uyguladığı gümrük vergisi muafiyetini kaldırarak getirdiği 3 avroluk geçici vergi, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Türkiye’den AB’ye yapılan gönderiler ise belirli gümrük ve belge şartlarının yerine getirilmesi halinde bu uygulamadan muaf tutulacak.
Avrupa Birliği’nin hızla büyüyen düşük değerli e-ticaret trafiğini kontrol altına almak amacıyla aldığı karar, AB dışından doğrudan tüketicilere gönderilen ürünlerde yeni bir maliyet dönemi başlattı. Ancak Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü teknik ve diplomatik görüşmeler sonucunda, Gümrük Birliği kapsamındaki ürünlerin tercihli rejimden yararlanmaya devam etmesi sağlandı.
Ticaret Bakanlığına göre Türkiye’de serbest dolaşımda bulunan ve A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde AB’ye gönderilen ürünler, H1 gümrük beyannamesi kapsamında kolaylaştırılmış usulle tercihli rejimden yararlanabilecek. Böylece gerekli şartları taşıyan Türkiye çıkışlı e-ticaret gönderilerine 3 avroluk geçici gümrük vergisi uygulanmayacak.
3 avroluk uygulama neden getirildi?
Avrupa Birliği, daha önce değeri 150 avronun altında kalan e-ticaret gönderilerine tanınan gümrük vergisi muafiyetini 30 Haziran 2026 itibarıyla sona erdirdi.
1 Temmuz 2026’dan itibaren AB dışından doğrudan tüketicilere gönderilen ve değeri 150 avroyu aşmayan ürünler için geçici olarak 3 avroluk sabit gümrük vergisi uygulanmaya başladı. Düzenleme, AB Gümrük Veri Merkezi’nin faaliyete geçmesinin planlandığı 1 Temmuz 2028’e kadar yürürlükte kalacak. Bu tarihten sonra ürünlere normal gümrük tarifelerinin uygulanması öngörülüyor.
Avrupa Komisyonunun verilerine göre 2025’te AB’ye yaklaşık 5,9 milyar düşük değerli ürün gönderildi. Komisyon, düşük değerli ithalat hacmindeki hızlı artışın gümrük idareleri üzerinde baskı oluşturduğunu, ürün güvenliği denetimlerini zorlaştırdığını ve AB içindeki satıcılar açısından rekabet eşitsizliği yarattığını savunuyor.
Vergi paket başına değil, ürün sınıfına göre hesaplanıyor
Düzenlemede en fazla karışıklık yaratan noktalardan biri, 3 avroluk tutarın nasıl hesaplandığı oldu.
AB Konseyinin kabul ettiği sisteme göre vergi doğrudan paket başına değil, pakette bulunan ve farklı gümrük tarife sınıflarına giren her ürün kategorisi için uygulanıyor.
Örneğin aynı pakette beş adet aynı tür tişört bulunması halinde tek ürün kategorisi kabul edilerek 3 avro vergi hesaplanıyor. Pakette bir tişört ile bir kol saati bulunması halinde ise iki farklı tarife kategorisi oluştuğu için vergi 6 avroya çıkıyor.
Bu yapı, özellikle çok sayıda farklı ürünün tek pakette birleştirildiği e-ticaret gönderilerinde maliyetin hızla yükselmesine neden olabilecek.
Türkiye neden muaf tutuldu?
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği, sanayi ürünleri ile işlenmiş tarım ürünlerinin belirli koşullarla taraflar arasında gümrük vergisi ödenmeden dolaşmasına imkân sağlıyor.
AB’nin 3 avroluk düzenlemesi hazırlanırken Türkiye çıkışlı düşük değerli e-ticaret gönderilerinin de diğer üçüncü ülkelerle aynı şekilde değerlendirilmesi riski ortaya çıktı.
Ticaret Bakanlığı, bu uygulamanın Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin hukuki kazanımlarına aykırı sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle Avrupa Komisyonu nezdinde girişimlerde bulundu.
Görüşmeler sonucunda Türkiye’de serbest dolaşımda bulunan, A.TR Dolaşım Belgesiyle gönderilen ve H1 gümrük beyannamesiyle beyan edilen ürünlerin tercihli rejimden yararlanmaya devam etmesi kararlaştırıldı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat da Türkiye’nin 3 avroluk gümrük vergisi kararından muaf tutulduğunu ve Türk e-ihracatçıların AB’deki iş ortaklarıyla çalışmayı sürdürebileceğini açıkladı.
Muafiyet bütün gönderiler için otomatik değil
Türkiye’nin uygulamadan muaf tutulması, Türkiye’den çıkan her e-ticaret paketinin doğrudan ve otomatik biçimde vergisiz olacağı anlamına gelmiyor.
Muafiyetten yararlanılabilmesi için ürünün Türkiye’de serbest dolaşımda bulunması, Gümrük Birliği kapsamına girmesi ve geçerli bir A.TR Dolaşım Belgesiyle gönderilmesi gerekiyor.
Bunun yanında gönderinin H1 gümrük beyannamesi kapsamında beyan edilmesi ve gerekli gümrük bilgilerinin doğru şekilde AB sistemlerine aktarılması gerekiyor.
A.TR belgesi bulunmayan, ürünün serbest dolaşım statüsü kanıtlanamayan veya basitleştirilmiş H7 beyanıyla gönderilen paketlerde uygulamanın nasıl işleyeceği önemini koruyor.
Avrupa Komisyonu da tercihli ticaret anlaşmalarından veya Gümrük Birliği düzenlemelerinden yararlanan ürünlerin, KDV’nin IOSS sistemi üzerinden tahsil edilmemesi ve ürünlerin H1 beyanıyla bildirilmesi şartıyla 3 avroluk vergiden muaf olabileceğini belirtiyor.
Hızlı kargo şirketleri A.TR düzenleyebilecek
Ticaret Bakanlığı, düşük değerli gönderilerde A.TR belgesi düzenlenmesini kolaylaştırmak amacıyla yeni bir teknik sistem hazırladı.
Bu kapsamda hızlı kargo operatörlerinin 150 avronun altındaki e-ticaret gönderileri için kolaylaştırılmış A.TR Dolaşım Belgesi düzenleyebilmesine imkân sağlanacak.
Sistemin devreye alınmasıyla birlikte özellikle mikro ihracat yapan işletmelerin her gönderi için ayrı ve karmaşık belge süreçleriyle karşılaşmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Ancak uygulamanın AB ülkelerindeki gümrük idareleri tarafından aynı şekilde ve kesintisiz uygulanması kritik önem taşıyor. Farklı üye ülkelerde farklı yorumların ortaya çıkması, paketlerin gümrükte beklemesine veya ek belge talep edilmesine neden olabilir.
H7 beyannamesi için kalıcı çözüm aranıyor
Düşük değerli e-ticaret gönderilerinde yaygın olarak H7 adı verilen basitleştirilmiş gümrük beyannamesi kullanılıyor.
Türkiye’nin mevcut kazanımı ise öncelikle daha kapsamlı veri içeren H1 beyannamesi kapsamında uygulanıyor. Ticaret Bakanlığı, A.TR belgesinin H7 beyannamesi kapsamında da kullanılabilmesi için Avrupa Komisyonu ile teknik görüşmelerini sürdürüyor.
H7 sisteminde A.TR kullanımının kabul edilmesi, mikro ihracat işlemlerini hızlandırabilir ve düşük değerli gönderilerde belge maliyetini azaltabilir.
Aksi durumda işletmelerin 3 avroluk vergiden muaf kalabilmek için daha ayrıntılı H1 beyannamesine yönelmesi gerekebilir. Bu da hızlı kargo operatörlerinin sistem altyapısı, müşavirlik süreçleri ve gönderi hazırlama süreleri üzerinde yeni bir yük oluşturabilir.
E-ihracatçılar ne yapmalı?
AB’ye düşük değerli ürün gönderen Türk şirketlerinin mevcut muafiyete güvenerek belge süreçlerini ihmal etmemesi gerekiyor.
İhracatçıların öncelikle sattıkları ürünün Gümrük Birliği kapsamında olup olmadığını kontrol etmesi, ürünün Türkiye’de serbest dolaşım statüsünü belgeleyebilmesi ve hızlı kargo şirketinin kolaylaştırılmış A.TR sistemini kullanıp kullanmadığını öğrenmesi gerekiyor.
Ürün açıklamaları, GTİP veya tarife sınıflandırması, menşe bilgileri ve fatura verilerinin eksiksiz verilmesi de önem taşıyor. Çünkü 3 avroluk vergi, farklı tarife kategorileri üzerinden hesaplanıyor.
Yanlış tarife sınıflandırması, aynı paketteki ürünlerin farklı kategorilerde değerlendirilmesine ve beklenmeyen vergi veya işlem maliyetleri çıkmasına neden olabilir.
Şirketlerin ayrıca kullandıkları pazar yeri veya satış platformunun IOSS sistemindeki durumunu kontrol etmesi gerekiyor. AB Komisyonu, Gümrük Birliği tercihinden yararlanacak gönderilerde KDV’nin IOSS üzerinden tahsil edilmesiyle H1-A.TR sisteminin birlikte kullanımına ilişkin özel şartlar öngörüyor.
Lojistik şirketleri için yeni sorumluluklar
Düzenleme, yalnızca e-ihracatçıları değil, hızlı kargo şirketleri, gümrük müşavirleri, e-ticaret platformları ve depolama hizmeti veren lojistik şirketlerini de doğrudan ilgilendiriyor.
Hızlı kargo operatörlerinin gönderi daha Türkiye’den çıkmadan önce ürünün A.TR’ye uygunluğunu, tarife sınıfını, beyan türünü ve alıcı bilgilerini doğru şekilde sisteme aktarması gerekecek.
Eksik veya yanlış veri, AB girişinde paketin otomatik risk analizine takılmasına, gümrükte beklemesine veya alıcıdan ek ödeme istenmesine yol açabilir.
Bu nedenle teslimat sürelerinin yalnızca taşıma hızına göre değil, belge kalitesi ve dijital veri doğruluğuna göre de şekilleneceği yeni bir döneme giriliyor.
3 avronun dışında işlem ücreti riski sürüyor
AB’nin gündeminde 3 avroluk gümrük vergisinden ayrı olarak bir de işlem veya elleçleme ücreti bulunuyor.
Avrupa Komisyonu, gümrük idarelerinin düşük değerli paketleri inceleme ve işleme maliyetini karşılamak amacıyla ayrı bir “handling fee” üzerinde çalışıyor. Bu ücretin tutarı ve kesin uygulama tarihi henüz belirlenmedi.
Komisyon, 3 avroluk gümrük vergisiyle işlem ücretinin iki farklı uygulama olduğunu özellikle vurguluyor. 3 avroluk tutar gümrük vergisi niteliği taşırken, işlem ücreti gümrük işlemlerinin idari maliyetini karşılamayı amaçlıyor.
Ticaret Bakanlığı, Türkiye’nin gelecekte uygulanması planlanan bu işlem ücretinden de muaf tutulması için Avrupa Komisyonu nezdinde görüşmeler yürütüldüğünü açıkladı.
Dolayısıyla Türkiye 3 avroluk geçici vergide önemli bir avantaj elde etmiş olsa da AB’ye yönelik düşük değerli gönderilerde maliyet tartışması tamamen sona ermiş değil.
Çin merkezli platformlara karşı Türkiye avantaj kazanabilir
AB’nin aldığı kararın temel hedeflerinden biri, Çin’den gelen çok yüksek hacimli ve düşük fiyatlı e-ticaret paketleri.
AB Konseyine göre 2024’te Avrupa pazarına 4,6 milyar düşük değerli paket girdi ve bunların yüzde 91’i Çin’den gönderildi.
Türkiye’nin A.TR belgeli gönderilerde 3 avroluk vergiden muaf olması, özellikle tekstil, hazır giyim, ayakkabı, ev ürünleri, otomotiv yan sanayi ürünleri ve küçük tüketim mallarında Türk satıcılara fiyat avantajı sağlayabilir.
Örneğin 10 avroluk tek ürün satan Çin merkezli bir işletme için 3 avroluk vergi ürün bedelinin yüzde 30’una karşılık geliyor. Türkiye’den uygun belgeyle gönderilen aynı ürünün vergiden muaf kalması, fiyat rekabetinde belirgin bir fark yaratabilir.
Bir pakette farklı tarife kategorilerine giren üç ürün bulunması halinde Çin veya başka bir üçüncü ülke satıcısının ödeyeceği vergi 9 avroya kadar çıkabilir.
Bu durum, AB pazarına yakınlığı, kısa teslimat süresi ve Gümrük Birliği avantajıyla birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’yi Avrupalı e-ticaret şirketleri için daha güçlü bir tedarik merkezi haline getirebilir.
Asıl sınav uygulamada yaşanacak
Türkiye’nin 3 avroluk vergiden muaf tutulması, e-ihracat açısından önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Ancak avantajın ticari sonuç üretmesi, hazırlanan teknik sistemin hızlı kargo operatörleri ve AB gümrük idareleri tarafından sorunsuz uygulanmasına bağlı olacak.
A.TR belgesinin dijital olarak hızlı düzenlenmesi, H1 beyanının maliyetinin düşük tutulması ve AB ülkelerinde ortak uygulama sağlanması halinde Türkiye’nin düşük değerli e-ticaret gönderilerindeki rekabet gücü artabilir.
Belge süreçlerinin yavaş, maliyetli veya karmaşık hale gelmesi durumunda ise 3 avroluk vergiden sağlanan avantaj, operasyon ve gümrükleme maliyetleri içinde eriyebilir.
Yeni dönemde belirleyici konu yalnızca Türkiye’nin vergiden muaf tutulması değil, bu muafiyetin mikro ve küçük ölçekli ihracatçılar tarafından ne kadar kolay kullanılabileceği olacak.


