2025’te Kızıldeniz ve Karadeniz’de artan jeopolitik riskler küresel deniz ticaretini etkilerken, Türkiye stratejik konumu ve liman altyapısıyla alternatif rota ve lojistik merkez olarak öne çıktı.
Küresel Denizcilikte Zorlu Yıl
2025 yılı, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ını taşıyan deniz taşımacılığı açısından belirsizlik ve risklerin yoğunlaştığı bir dönem oldu. Jeopolitik gerilimler, bölgesel çatışmalar, artan sigorta maliyetleri ve değişen ticaret rotaları sektörün yönünü belirledi.
Bu tabloda Türkiye, yalnızca gelişmelerden etkilenen bir kıyı ülkesi değil; küresel ticaret yollarının kesişim noktasında yer alan stratejik bir aktör olarak konumlandı.
En Kritik Risk Bölgeleri: Kızıldeniz ve Karadeniz
2025’te deniz ticaretinde en yüksek riskin görüldüğü bölgeler Kızıldeniz ve Karadeniz oldu.
Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya hattında ciddi aksamalara yol açtı. Ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle birçok armatör rotasını Ümit Burnu’na çevirdi. Bu değişiklik, sefer sürelerini uzattı ve navlun maliyetlerini artırdı.
Bu gelişmeler Türkiye’yi hem doğrudan hem dolaylı etkiledi. Özellikle Akdeniz limanlarında trafik akışları değişirken, Türk gemi sahipleri artan sigorta ve operasyon maliyetleriyle karşı karşıya kaldı.
Karadeniz ise Türkiye için daha hassas bir tablo sundu. Bölgesel çatışmaların gölgesinde tahıl, enerji ve ticaret taşımacılığı sürerken; Türkiye, uluslararası sözleşmeler çerçevesinde deniz trafiğini yönetmeye devam etti.
Dünya çapında navlun maliyetlerini artıran sebepler
Türkiye’nin küresel deniz ticaretindeki merkezi rolünü değerlendiren Esenyel & Partners Denizcilik Danışmanı Kaptan Deha Aydın, şunları anlattı: “Kızıldeniz, 2025 yılında ticari gemi taşımacılığı için en tehlikeli su yollarından biri olmaya devam etti. Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’yı Asya’ya bağlayan ana deniz koridoru olarak, istikrarsızlığı küresel sonuçlar doğurdu. Ticari gemilere yönelik devam eden saldırılar, füze fırlatmaları, insansız hava araçları ve insansız yüzey araçları, birçok gemi sahibini Kızıldeniz geçişini tamamen yeniden değerlendirmeye zorladı. Bu durumun bir sonucu olarak da küresel gemi taşımacılığının önemli bir kısmı Ümit Burnu çevresinden yönlendirildi, bu da yolculuk sürelerine haftalar ekledi ve dünya çapında navlun maliyetlerini artırdı.”
Türkiye’nin Stratejik Avantajı Güçlendi
Artan risk ortamında küresel tedarik zincirleri alternatif ve güvenli rotalar aramaya yöneldi. Bu süreçte Türkiye’nin:
- Entegre liman altyapısı
- Dijital liman yönetim sistemleri
- Güçlü hinterland bağlantıları
- Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’ya erişim avantajı ön plana çıktı.
Türk limanları, bölgesel aktarma ve lojistik merkezi rolünü güçlendirirken; artan esneklik ihtiyacı Türkiye’nin jeostratejik önemini daha da artırdı.