Ana SayfaGÜNCELSavaşta Yeni Boyut: Şimdide Babül Mendeb Boğazı Tehdidi

Savaşta Yeni Boyut: Şimdide Babül Mendeb Boğazı Tehdidi

Tarih:

Şirket Haberleri

Meiller ve Wielton, Türkiye Pazarı için; 2026 Hedeflerini Açıkladı

Doğuş Otomotiv'in distribütörlüğündeki Meiller ve Wielton, 2025'teki güçlü performanslarının...

SYS Grup “Türkiye’nin en büyük özel sektör ateşli silah ihracatçısı” oldu

Samsun Yurt Savunma (SYS Grup), Türk savunma sanayisinin ihracat...

Maxion Jantaş’a Otokar’dan “Kalite Ödülü”

Maxion İnci Jant Grubu bünyesinde ağır vasıta ticari araçlar...

Elektrikli Kamyonla 1.000 km: İsviçre’de Dikkat Çeken Operasyon

Renault Trucks E-Tech T, İsviçre’de doğru şarj ve rota...
spot_img

Yemen’de Husilerin İsrail’e yönelik füze saldırısı, Hürmüz Boğazı’nda gerilimin arttığı bir dönemde uluslararası kamuoyunun dikkati bu kez Babül Mendeb Boğazı’na çevrildi.

  • 36 km genişliğindeki Babülmendep Boğazı; Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birbirine bağladığı için stratejik bir öneme sahip…

Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılmasının hukuka aykırı olduğunu savunan Esenyel & Partners Kurucu Ortağı ve Denizcilik Hukuku Uzmanı Av. Selçuk Esenyel, Babül Mendeb Boğazı’na yönelik olarak: “Hürmüz’deki abluka zaten başlı başına ciddi bir krizdi. Şimdi bir de Babül Mendeb’e bakıyorsunuz, Husiler İsrail’e füze atıyor, o dar geçit de ikinci bir kriz noktasına dönüşüyor. Yani şu anda iki kritik boğazda birden ticari gemiler risk altında. İki boğazın aynı anda risk altında olması küresel enerji arz güvenliği için benzeri görülmemiş bir tehdit. Dolayısıyla uluslararası toplumun somut adım atması gerekiyor, bekleme lüksü kalmadı” dedi.

Küresel enerji güvenliği açısından kritik bir dönem

Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, özellikle ABD–İsrail ile İran arasındaki çatışmanın tırmanması nedeniyle küresel enerji güvenliği açısından kritik bir döneme işaret ediyor. İran, ABD-İsrail ve bu ülkelerle bağlantılı limanlara giden gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verilmeyeceğini açıklamasının ardından mart ayı içinde boğazdan geçen gemi sayısı dramatik şekilde düştü ve bazı günlerde sevkiyat neredeyse durma noktasına geldi. Bu azalma ise enerji arz zincirinde küresel ölçekte baskı oluşturdu. Hürmüz’deki aksama yalnızca petrol değil, gübre tedariki ve tarım üretim zincirini de tehdit ediyor. Bu durum ise küresel gıda fiyatları açısından yeni bir risk oluşturuyor.

Selcuk Esenyel
Esenyel & Partners Kurucu Ortağı ve Denizcilik Hukuku Uzmanı Av. Selçuk Esenyel…

“Düşman olmayan” gemilere geçiş izni

İran Devrim Muhafızları’nın 27 Mart’ta Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatıldığını ilan etmesi bölgedeki tansiyonu bir hayli yükseltti. Ancak fiili durumun ilan edilen kapatmadan daha karmaşık olduğu görülüyor; IMO’nun Mart 2026 belgelerinde “purported closure” ifadesi kullanıldı, İran’ın bazı “düşman olmayan” gemilere geçiş izni verdiği bildirildi. Dolayısıyla hukuken daha isabetli ifade, “tam kapatma”dan ziyade seçici, tehdit temelli ve fiilen ağır aksatan bir engelleme rejimi.

Savaşta Yeni Boyut: Şimdide Babül Mendeb Boğazı Tehdidi

Son olarak ise Yemen’de Husilerin 28 Şubat’ta başlayan çatışma sürecine İsrail’e yönelik füze saldırısıyla doğrudan dahil olması, Hürmüz Boğazı’nda gerilimin arttığı bir dönemde uluslararası kamuoyunun dikkatini bu kez Babül Mendeb Boğazı’na çevirdi. ABD Enerji Bilgi İdaresi verilerine göre, deniz yoluyla taşınan küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 10’u bu dar geçitten sağlanıyor.

“Şimdi herkes soruyor: İran boğazı kapatabilir mi? 

Bölgede son yaşanan gelişmeleri değerlendiren Esenyel & Partners Kurucu Ortağı ve Denizcilik Hukuku Uzmanı Av. Selçuk Esenyel, “Özellikle tarafsız limanlara erişimin engellenmemesi ve orantılılık açısından ciddi soru işaretleri var. İster barış zamanı deniz hukukundan bakın ister savaş hukukundan, İran’ın boğazı tamamen ve ayrımsız biçimde kapatma hakkı olduğu savunulamaz” diye konuştu.

Masum geçiş ile transit geçiş arasındaki farkı da açıklayan Av. Selçuk Esenyel, “Burada çok temel bir ayrım var. Transit geçiş hakkını kıyı devleti askıya alamaz, UNCLOS madde 44 bunu açıkça söylüyor. Masum geçişte ise kıyı devletinin sınırlı bir yetkisi var: madde 25/3’e göre geçici olarak ve belirli alanlarla sınırlı biçimde askıya alabilir. Yani geçici ve lokal, o kadar. İran ne diyor? ‘Burada transit geçiş geçerli değil, sadece masum geçiş var.’ Tamam, diyelim ki bu tezi kabul ettik. O zaman bile süresiz ve genel bir kapatma yapamaz, çünkü madde 25/3 buna izin vermiyor. Öbür taraftan uluslararası toplumun büyük çoğunluğu Hürmüz’ün uluslararası boğaz statüsünde olduğunu ve transit geçiş rejiminin uygulanması gerektiğini kabul ediyor. O durumda da madde 44 geçerli, geçişi engelleyemezsiniz. Dolayısıyla nereden bakarsanız bakın, boğazın tamamen ve süresiz kapatılması her iki rejim altında da hukuka aykırı” dedi.

Husiler Babül Mendeb Boğazı’nı kapatabilir mi?

Yemen’de Husilerin İsrail’e yönelik füze saldırısı sonrası uluslararası kamuoyunun dikkatinin çevrildiği Babül Mendeb Boğazı’yla ilgili ise Esenyel şunları anlattı; “Babül Mendeb de Hürmüz gibi UNCLOS madde 37 kapsamında uluslararası boğaz, transit geçiş rejimi geçerli. Ama buradaki tablo Hürmüz’den çok farklı. Hürmüz’de bir egemen devlet var, savaşın tarafı, muhasım hakları tartışmasız. Babül Mendeb’de ise Husiler var. Husiler savaş ilan etti, doğru. Ama uluslararası hukukta çatışmanın niteliği siz ne ilan ettiğinize değil fiili duruma bağlıdır.

ICRC bunu açıkça söylüyor. Devletler arası çatışma IAC, yani uluslararası silahlı çatışma. Bir silahlı grupla devlet arasındaki çatışma ise NIAC, yani uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışma.

Husiler toprak kontrol ediyor, evet. Ama uluslararası toplum Yemen’in meşru hükümeti olarak Başkanlık Liderlik Konseyi’ni tanıyor. Bu çok önemli bir ayrım. Çünkü deniz savaş hukukunda abluka ilan etme, tarafsız gemileri durdurma, düşman yüküne el koyma gibi muhasım haklar esasında IAC bağlamında geçerli.

Bir silahlı grubun savaş ilan etmesi ona ticaret gemileri üzerinde otomatik muhasım haklar vermez. Burada eşik sorusu savaş ilanı değil, çatışmanın sınıflandırılması ve devlet isnadıdır. San Remo El Kitabı bu konuda çok atıf yapılan bir kaynak ama bağlayıcı bir antlaşma değil, teamülün yazıya dökülmüş hali. San Remo bile abluka için bildirim, etkinlik, tarafsız uygulama, nötr devlet kıyılarına erişimin engellenmemesi gibi sıkı şartlar koyuyor.

Gemilerin korunması uluslararası toplumun ortak sorumluluğu

Husiler resmi abluka ilan etmeden, tarafsız bayraklı ticari gemilere ayrımsız saldırıyor. Hangi çerçeveden bakarsanız bakın bu ayrım ve orantılılık ilkelerinin ihlalidir. BM Güvenlik Konseyi’nin 2216 sayılı kararı Husilere silah ambargosunu öngörüyor ama bu 2015 tarihli bir karar, şu anki krizin ölçeğine yetmiyor. Güncel BM ve IMO kararlarının yakından takip edilmesi şart.

Enerji boyutuna baktığımızda; EIA verilerine göre küresel deniz petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 9’u Babül Mendeb’den geçiyor. Şimdi bazıları bunu Hürmüz’deki yüzde 20 ile toplayıp ‘üçte biri risk altında’ diyor ama bu doğru değil. Basra Körfezi’nden Avrupa’ya giden petrol her iki boğazdan da geçtiği için basit toplama çifte sayım üretir. Ama kesin olan şu ki iki boğazın aynı anda risk altında olması küresel enerji arz güvenliği için benzeri görülmemiş bir tehdit. Kıyıdaş devletlerin, başta Yemen, Cibuti ve Eritre’nin, UNCLOS madde 44 uyarınca transit geçişi engellememe yükümlülüğü var. IMO’nun ticari gemilere yönelik saldırıları kınayan kararları, SOLAS hükümleri ortada. Bu gemilerin korunması uluslararası toplumun ortak sorumluluğu, kimse bundan kaçamaz…”

Rezzan Alavant
Rezzan Alavant
1979 yılında gazeteciliğe Spor Haber Gazetesi'nde editör olarak başladı. Sırasıyla Rapor, Podyum, Cosmopolitan, Europe News'te Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı. 1989 yılında Sport ve Motosiklet Dünyası dergilerini 10 yıl süreyle yayınladı. Oto Aktüel Dergisi'nin Kurucu Yayın Yönetmeni. TOSFED'in kuruluşunda yer alarak, 1 dönem Basın Danışmanlığını da yaptı.

Son Haberler